Online eğitim, üniversite özerkliğine darbe
Haziran 3, 2020

Sağlık Bakanlığı COVID-19 Araştırmaları ile İlgili Araştırma Komisyonu Girişimi Konusundaki Görüşümüz

BASINA VE KAMUOYUNA

Sağlık Bakanlığı COVID-19 Araştırmaları ile İlgili Araştırma Komisyonu Girişimi Konusundaki Görüşümüz

T.C. Sağlık Bakanlığı 28 Nisan 2020 tarihli bir yazı ile, Bakanlığın Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde “COVID-19 Bilimsel Araştırma Değerlendirme Komisyonu’nun kurulduğunu duyurmuştur. Komisyonun kuruluş amacı ise, Klinik Araştırmalar Etik Kurulları dahil bütün araştırma kurumlarına bilim insanlarının yapacağı çalışmalarda ihtiyaç duyulan veriye ulaşımın kolaylaştırılması, gerektiğinde büyük seriler oluşturabilecek network oluşturulmasına destek verilmesi, çalışmaları karşılaştırılabilir kılacak kavram birliğinin tesisi ve çalışmalar sonucunda ortaya çıkacak yayınların TÜSEB2 yayın destek programına alınması olarak ifade edilmiştir. Bakanlık aynı yazısında “… klinik araştırmalar dahil insanlar üzerinde yürütülecek tüm bilimsel çalışmalar ve retrospektif araştırmalar için etik kurul başvurusundan önce bu Komisyona bildirim yapılması gerekmektedir. Daha önce etik kurul izni almış COVID-19 konusundaki araştırmalar için de en geç 10 (on) gün içerisinde Komisyona başvuru yapılmalıdır” denmektedir.

Ülkemizi de çok hızlı ve kapsamlı bir şekilde tehdit eden global bir salgın karşısında acil önlemler alınırken Sağlık Bakanlığı’nın bu girişimi ilk bakışta anlaşılabilir gibi görünüyor. Ancak, üniversite özerkliği ve akademik özgürlüklere merkezi otoriteler tarafından yapıla gelen baskılar göz önünde bulundurulduğunda, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği olarak, bakanlığın bu girişiminin ilke olarak  yanlışlığını ve  ileride benzer tasarruflara emsal oluşturma tehlikesini açık bir biçimde dikkatlere sunmak gerektiğini düşündük.

Bakanlığın bu girişimi yanlıştır, çünkü akademisyenlerin ve üniversitelerin en temel hakkı olan araştırma ve uygulamalarını seçme özgürlüğünü özel bir konuda bile olsa ellerinden alıp, bir bakanlık komisyonuna tevdi etmesi kabul edilemez. Bir başka yanlış da, açıkça ifade edilmese  de, bu girişimin toplum yararına olacağı görüşü, bilimsel konularda en yanıltıcı ve körleştirici ‘faydacılık’ ilkesine dayanmaktadır. Bilim tarihi faydacı ölçütlerle araştırmalara getirilen kısıtlamaların bilimsel yozlaşmaya yol açtığının sayısız örnekleri ile doludur.

Gözden kolaylıkla kaçabilecek ancak çok önemli bir üçüncü yanlış da, Komisyona başvuruların kişi ve kurumların kendi etik kurullarından önce yapılmasının istenmesidir. Kurumların etik kurulları, evrensel etik ilkeleri çerçevesinde çalışmak zorundadır ve öyle çalışmaktadır. Bakanlığın bu isteği, etik kurulları devre dışı bıraktığı gibi, önerilecek projelere bir sansür niteliğine de bürünebilir. Etik kurul ile ilgili bir başka yanlış da, bakanlığın komisyona gelen eleştirileri karşılamak/yatıştırmak için yayımladığı bildirideki şu ifadede yatmaktadır: “…Genel Müdürlüğümüze çevrimiçi form doldurarak bildirimi yapılan 4637 bilimsel çalışma olmuştur. Bu kapsamda herhangi bir içerik denetimi yapılmamaktadır. Araştırmacıların %96’sına çalışmalarına planladıkları hali ile devam etmeleri için 5 günden erken geri dönüş yapılmıştır”. Bu ifadede bakanlığın gözünden kaçmış olsa bile, gerek derneğimiz gerek akademik camianın duyarlı olduğu bir hususa dikkat çekmek isteriz. Bakanlık yapılan başvuruların ulaşmış olduğu büyük sayılarla ne kadar ‘kolaylaştırıcı’ bir tutum içinde olduğunu dile getirirken bilimsel açıdan çok önemli bir noktada vahim bir sorun yaratıldığını görmemektedir. Başvurularda herhangi bir iç denetim yapılmadı, hızla başvuruları işleme aldık derken, bakanlık bilimsel çalışmalarda, özellikle insan sağlığıyla ilgili konularda kurumsal etik kurulların titizlikle yapmaları bir zorunluluk olan değerlendirmeleri devre dışı bırakmıştır.

Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği olarak, özellikle Covid-19 gibi bir virüs üzerinde yapılacak araştırmalarda Bilimsel Etik Kurul’larının devre dışı bırakılmasından dolayı doğabilecek risklerden bakanlığın  sorumlu olacağını belirtiriz. Ayrıca bu iç denetim ve onayın bilimsel özgürlüğe bir darbe olduğuna ve Bilimsel Etik Kurul’lardan  geçmeden yapılacak araştırmaların da bilim etiği açısından sorun yaratacağına dikkat çekmek isteriz. Ayrıca bakanlığın araştırma projelerine müdahale etmesi ve re’sen onaylaması üniversite özerkliğine bir müdahale niteliğinde olup hiç bir şekilde kabul edilemez.

Üniversite Öğretim Derneği olarak, Sağlık Bakanlığı’nın akademik özerkliği ve araştırma özgürlüğünü ortadan kaldıran bu girişimine son vermesi talebimizi, bu tür bir yaklaşımın ileride değişik bakanlıklar ve kurumlar tarafından emsal olarak alınıp daha yaygın bir biçimde uygulamalara temel oluşturabileceğine ilişkin kaygımızı akademik camia ve kamuoyuyla paylaşma gereğine inanmaktadır.

Saygılarımızla,

ÜNİVERSİTE ÖĞRETİM ÜYELERİ DERNEĞİ

YÖNETİM KURULU

 ————————————————————————–

Daha güçlü bir dernek için katılımınızı,görüş ve önerilerinizi bekliyoruz.
Daha güçlü bir dernek için lütfen yıllık aidatlarınızı ödeyiniz..
(Üniv.Öğretim Üye.Der. İş Bankası Balmumcu Şb. 1135 0215765)
Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği