KHK ile Rektör Atanması Üniversitelere Siyasi Bir Darbedir.Kabul Edilemez
Kasım 15, 2016
back
Yönetim Kurulundan…
Ocak 29, 2017

Derneğimiz, Barış İçin Akademisyenler adına 2016 SODEV İnsan Hakları, Demokrasi, Barış ve Dayanışma Ödülünü aldı

sodev

2016 SODEV İnsan Hakları, Demokrasi, Barış, Dayanışma Ödülü; başta Barış İçin Akademisyenler Bildirisi imzacıları olmak üzere, 2016’da mağdur edilmiş tüm demokrat akademisyenler adına Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği temsilcisine ve başta Cumhuriyet Gazetesi mensupları olmak üzere, 2016 yılının bedel ödemek zorunda kalmış tüm demokrat basın mensupları adına da G-9 Gazeteci Örgütleri Platformu temsilcisine sunuldu. Kararın gerekçesi, seçici kurul adına Aydın Cıngı tarafından, 20 Ocak 2017, Cuma günü saat 17.30’da, Taxim Hill Otel’de düzenlenen bir törende açıklandı ve ödül plaketleri kurum temsilcilerine verildi. Ödülü Barış İçin Akademisyenler adına Dernek Başkanımız Prof. Dr. Tahsin Yeşildere aldı.

Ödülün gerekçesi şu şekilde ifadesini buldu:

2016 SODEV İnsan Hakları, Demokrasi, Barış ve Dayanışma Ödülü
Gerekçe

Vakfımız, bilindiği üzere, 2001 yılından bu yana her yıl “insan hakları, demokrasi, barış, dayanışma” alanlarında, o yıl içinde olağanüstü başarı kaydetmiş ve örnek oluşturabilecek çabalar göstermiş bir kişi ya da kuruma “SODEV Ödülü” vermektedir. 2016 yılı içinde iktidarın ağır baskıları, hiçbir yurttaşa bu alanlarda pozitif eylem yoluyla başarı kaydedebilme olanağı tanımamıştır. 2016’da, daha çok, kitlesel mağduriyetlere ve bazı grupların, bedel ödeyeceklerini bile bile gerçeği yazma ve duyurma doğrultusunda çaba ve inatlarına tanık olundu.

Gerçekten de 2016 yılı, ödül konularımızı -“dayanışma” hariç- kapsayan insan hakları, demokrasi ve barış alanlarında Cumhuriyetimizin bugüne değin yaşadığı en olumsuz yıl olmuştur. Akla gelebilecek tüm demokratik özgürlükler, 2016’da, AKP iktidarının ağır saldırılarına uğramıştır.

Demokratik özgürlükler bir hiyerarşi bağlamında ele alınamaz; biri öbüründen daha çok veya az önemli değildir. Bunların hepsi birbirine özü itibariyle bağlıdır ve biri eksildiğinde toplum özgürlüğünü yitirir. Ancak bunlardan ikisi, baskı rejimleri için her türlü bireysel ve örgütlü demokratik direnişin temelini oluşturma gizilgücünü taşır: Düşünce/ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü. İşte iktidar, 2016 yılı içinde, bu iki özgürlüğü tam anlamıyla hedefine aldı.

2016’nın başında açıklanmış olan Barış İçin Akademisyenler Bildirisi, ifade özgürlüğünü kullanmak için bedel ödemeyi göze almış 1128 akademisyenin imzasını taşır. Bildiri, metninin içeriğinden bağımsız olarak, bir özgürlük arayışı, demokratik başkaldırı ve cesaret örneği olarak ele alınmalıdır. Nitekim yukarıdan gelen tepkiden görev çıkaran YÖK’e karşı 610 imzayla açıklanan “Fikir ve İfade Özgürlüğü” başlıklı yeni akademisyen bildirisinde de, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği’nin “Akademik Kıyıma Sessiz Kalmayacağız, Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı açıklamasında da, Barış İçin Akademisyenler Bildirisi metninin eleştiriye ve tartışmaya açık olabileceği ama söz konusu metnin içerdiği görüşlerin “ifade özgürlüğü” kapsamında ele alınması gerektiği vurgulanmıştı. Söz konusu metne imza atanlardan ve atmayanlardan pek çok akademisyen, 2016 yılı içinde, demokrasiyi savundukları ve baskıya koşulsuz boyun eğmedikleri için işlerinden, mesleklerinden, -hatta bazıları- özgürlüklerinden olmuş; ağır bedeller ödemişlerdir.

Basın özgürlüğüne gelince, Türkiye, gazeteci tutuklama konusunda dünya rekoruna sahip ülkedir. Diğer demokratik özgürlüklere ilişkin uluslararası endekslerdeki üzüntü ve ürküntü verici yerimizi bir yana bırakalım; salt bu rekor, hepimizin başını öne eğdirecek bir olumsuzluktur. Bu alanda, son beş yıl içinde, nereden nereye geldiğimize, daha doğrusu hiçbir yere gelemediğimize ilişkin “talihsiz ama emsalsiz” örnek, Ahmet Şık’ın durumudur. 2011’de henüz basılmamış kitabı toplattırılarak demir parmaklıklar ardına konulan Ahmet Şık’a o yılın SODEV Ödülü verilmişti. Bugün, 2016 SODEV Ödülü’nün yöneltileceği mağdur basın mensupları arasında Ahmet Şık yine yer alıyor. Şık, beş yıl önce de ödülünü almaya gelememişti. Bugün yine buralarda yok. Neden? Güleceğimiz geliyor; ama gülemiyoruz. Çünkü o, bu kez de, kendisini o zaman hapse atan çeteyle işbirliği yaptığı gerekçesiyle tutuklandı.

Başta Cumhuriyet Gazetesi mensupları, adlarını tek tek saymakla hepimizi üzmek istemediğimiz tüm tutuklu basın mensuplarının, birer insan ve demokrat olarak, acılarını içimizde hissediyoruz. 2016 yılı içinde kimliğinden ve kişiliğinden özveri göstermeyerek, işini, ekmeğini, mesleğini yitiren ve -tutukluluk dahil- her türlü bedeli ödeyen medya mensupları, “basın özgürlüğü” kahramanları olarak ödüllendirilmelidir.

Son yıllara değin, “insan hakları, demokrasi, barış, dayanışma” alanlarında olumlu ve örnek davranış gösterenlere ve bu alanlarda mücadele veren kişi veya kişilere yöneltilen SODEV Ödülü, bu yıl, özgürlük uğruna bedel ödemeyi göze alan gruplara veriliyor. Söz konusu gruplar, kurumsal olarak temsil edilmediklerinden Ödül, onların da içinde bulundukları daha kapsamlı grupların bütününü temsil eden demokratik meslek örgütlerinin temsilcilerine verilmektedir.