YÖK’ün Boğaziçi Üniversitesi hocası Prof. Dr. Tuna Tuğcu’yu kamu görevinden çıkarma kararını tanımıyoruz!
Prof. Dr. Tuna Tuğcu derhal görevine iade edilmelidir
Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Tuna Tuğcu, YÖK Yüksek Disiplin Kurulu tarafından savunması alınmadan kamu görevinden çıkarıldı. Bu karar, hem hukuka aykırı, hem de taşıdığı mesaj ile ülkemiz üniversitelerinin geldiği yerin özetidir: Zıt görüşlerin ve eleştirel düşüncenin omuzlarında yükselen bilimin yuvası olması gereken üniversitelerde artık yöneticileri eleştirenler farklı yöntemlerle susturulmakta, haksızlıklara direnen ve gerçeği söyleyenler en ağır şekilde cezalandırılmaktadır.
Yıllar içinde Prof. Tuğcu’ya yapılan saldırıların kaydı, bir akademisyenin hikayesi değil, bir yıldırma kampanyası nasıl yapılır dersinin izleği gibidir: B.Ü. yönetimi son dört yılda kendisi hakkında sayısız soruşturma açtı, bunların bazılarında kınama cezası verdi, bazılarında ise uzaklaştırma… Bazense ders yükünü normalin iki katına çıkardı. Öğrencilere “kahve ikram etmesi” bile soruşturma konusu edildi. Eften püften sebeplerden verilen cezaların hepsi ilgili mahkemeler tarafından iptal edildi. Bütün bunlar dört yıl içinde, tek bir öğretim üyesine, tek bir kurumda yaşatıldı. Tüm bu zulüm silsilesi sırasında Prof. Tuğcu’yu korumayan YÖK, şimdi yine ciddiye bile alınamayacak bir gerekçeyle açılan bir soruşturma üzerinden Üniversite yönetiminin istediği absürt cezayı vermiş durumdadır. Bu disiplin hukuku değil, intikam hukukudur.
Tuna Tuğcu’ya verilen ceza, sadece onun bireysel sorunu da değildir. Bu ceza, rektör atamaları, ihraçlar ve baskıyla sistematik biçimde tahrip edilmeye çalışılan Boğaziçi Üniversitesi nezdinde tüm Türkiye üniversitelerine verilen bir tehdit mesajıdır. Akademik özgürlüğün, gerçeği söyleme cesaretinin, kamu kaynaklarını koruyan dürüstlüğün cezalandırılmasıdır.
Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği olarak biz bu kararı tanımıyoruz.
Savunma hakkı tanınmadan verilen ihraç kararı hukuken geçersizdir. Bir akademisyeni susturmak için üretilen bahaneler üzerine inşa edilen bu karar, ülkemiz üniversiteler tarihine kara bir leke olarak geçmiştir.
Tuna Hoca başta olmak üzere, Boğaziçi Üniversitesi’nde ve diğer üniversitelerde gerçekleri haykırarak Türkiye’de bilimin ve üniversite özerkliğinin ayakta kalması için direnenlere reva görülen baskı ve yıldırma politikalarına son verilmelidir. Üniversiteler, siyasi müdahalenin değil; bilimin, eleştirinin ve özgür düşüncenin evi olmaya devam etmelidir.



